İyi ki doğdun annecim!


Bugün annemin doğumgünü… Günlerdir geriye doğru sayıyorum 21 Temmuz için. 52 sene önce bugün, beni doğuran, büyüten o şahane kadın minicik bir bebek olarak gelmiş dünyaya. Bunu düşündüğüm zaman garip bir şekilde ona ‘anne şevkati’ besliyorum. Ne ilginç değil mi? Şevkat bile bir tamlama olacaksa eğer kendine anne sözcüğüyle birleşmeyi uygun görüyor en çok.
2 gün sonra ben de 29 oluyorum. Bu vesileyle biraz annemden bahsetmek isterim. Şu gördüğünüz, okuduğunuz olgunlaşmış halim hiç kolay olmadı. Doğduğumdan itibaren insanları canından bezdirecek bir bela olarak geldim dünyaya. Ben 3 yaşındayken annem kardeşimi doğurdu. İlk çocukluk dönemimde böylece annemle ilişkimiz ‘kıskançlık ve gönül koyma’ üzerine oldu. O kadar yaramaz ve haşarı bir çocuktum ki annem bana hep ‘inşallah çocuğun da senin gibi olur’ derdi en masumane şekilde. Şimdi bunu düşününce ‘istemsizce aklımdan Jesus Christ’ diye geçiyor. Yani benim lugatımda ‘Olamaz , .... yan basarım gibi’
Hadi çocuklukta yaramazdın, büyüyünce akıllanmışsındır diyenler olabilir. O zaman size kısaca ‘asi’ ergenlik dönemimden bahsedeyim. Seneler 98’i gösterirken annem de henüz 40’ını bile görmemişken Biga Anadolu Lisesi’nde orta ikinci sınıfta falandım. Hep erkek arkadaşlarla kafa barıştırırdım. Çünkü ruhum serseriydi. E bu serserilikten annem de nasibini aldı tabii. Eve geç gelmeler, barda içki içmeler, onaylanmayan sevgililere hep annem katlandı. O zamanlar gözümde kuralcı ebeveyndi ve ben ona başkaldırmayı marifet sanıyordum.
2002’de İstanbul’a üniversiteye geldim. Tabii ilk seneler anne ve babadan ayrı uçmaya başlamışsın falan… Onun bir artistliği var üzerimde. Vur patlasın çal oynasın takılıyorum. ‘Ben özgür bir bireyim’ diye. Ne zaman seneler ilerledi, ben olgunlaşmaya başladım, o zaman annemin değerini anladım.
İşyerinde olay mı yaşadım? – Anne beni anlamıyorlar, haksızlık yapıyorlar.
Sevgilimle kavga mı ettim? – Anne beni çok üzüyor.
Arkadaşım bana kazık mı attı? – Anne aldanmışım…
Hayatımdan düzinelerce insan geldi gitti. Ama annemin üzerimdeki eli hiç gitmedi. Ben O’na sarılmak için geç kalanlardan, değerini iş işten geçtikten sonra anlayanlardan değilim. O yüzden annemin tadını çıkarıyorum.
Seni seviyorum Gülseren Çengil, mutlu yıllar. Daha çok uzun ömürler, birlikte olmak dileğiyle…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NEJAT İŞLER’İN KASASI AÇILDI!

BALIK ETLİ KADINI ANLAMA KILAVUZU!

GÖRKEMLİ DUBAİ'DEN KÜÇÜK SIRLAR!