4 Mart 2013 Pazartesi

Bu bir arınma yazısıdır




'Şimdinin Gücü'

Şu son 1 aydır tabir-i caizse hayatımın en kötü günlerini yaşadım. Dünyanın başıma yıkıldığını düşündüğüm anda, hayatımdaki bir yapının daha çökebildiğini gösterdi zaman bana. Bu süreçte hangi arkadaşlarımın benimle gerçekten 'yakın' hangilerinin ise 'göstermelik ilgi' ile dolu olduğunu anladım. Herkesle her şeyi konuştum, kimisi duygularına kimisi mantığına göre tavsiyeler verdi. Ama ben size en iyi geleninden bahsedeceğim.

Çok sevdiğim Feyhan M. diye bir arkadaşım var. Kendisi benim şu hayatta olmayı asla başaramayacağımı düşündüğüm mantık, bilgelik, olgun düşünme seviyesine ulaşmış, huzur dolu bir yaşantının anahtarını ellerinde taşıyor. Ben ondan tavsiye almaya bayılıyorum ama 'küçük şımarık kız çocuğu' peşimi bırakmadığı için uygulayamıyorum. Yine böyle diplerde gezdiğim bir gün Feyhan bana 'Eckhart Tolle'un 'Şimdinin Gücü' isimli kitabını tavsiye etti. Kitabı e-book olarak indirip okumaya başladıktan sonra, hayatımı daha güzel hale getirebileceğim küçücük ama çok değerli bir ipucuna rastladım : 'Geçmişten getirdiğiniz acıları veya gelecekten beklentilerinizi düşünüp hayatınızı mahvetmeyin. Şu an mutluysanız sadece buna odaklanın' minvalinde bir ders çıkıyor kitaptan.

Bu aslında o kadar basit ve hepimizin düşünebileceği bir şey ki... Ben gerçekten şu mutsuzluğumdan kurtulmak istediğim için bunu dikkate almayı denemeye karar verdim. İşe bir defter tutarak başladım. Bu deftere o an ne hissediyorsam tamamen samimi bir şekilde hiç sansürlemeden yazdım. Ve mutsuz olduğumu hissettiğim anda kendime 'Şu an bir sorunun var mı? Seni mutsuz edecek bir olay yaşadın mı? Hayır. O zaman mutlu ol. Zihninin seni ele geçirmesine izin verme' diye tekrarladım.

İlk birkaç gün çok işe yaradı. Kendimi gerçekten kişisel gelişim gurusu gibi hissettim. 'Şu an mutlu ol' dediğimde bir placebo etkisiyle sırıtmaya başlıyordum. Sonra yine eski 'kendi mutsuzluğundan (belki de) haz alan Zehra' geri döndü ve ben bunalımda 'to be continued' durumuna geçtim.

Bu sırada hayatımda güzel gelişmeler de oldu. Beklediğim konuşmaları yaptım, sevdiğim insanları geri kazanmak için çaba sarfettim. Ama bunu daha bilinçli bir şekilde icra ettim. Dün ailemin yanına günübirlik bir seyahate gittim. Tam da beklediğim gibi bana çok iyi geldi. Gittiğim yerde sorunlarımdan tamamen sıyrılmayı umarken zihnimin'Sen gel bakalım bir dakika buraya' çağrısı ile tekrar karşı karşıya kaldım. Ama herşeyi bir kenara bıraktım ve 'Şu an ailenin yanındasın, onlar seni seviyor. Mutlusun, seninle mutlu olmaktan hoşlanan insanlarla berabersin' diye düşündüm ve bu benim karşımdaki kişilere davranışlarımda da gözle görülür bir olumlama yarattı.

Okuyan bir çok insana muhtemelen saçma gelecek şeyler anlattım. Ama bir insanın gerçekten bilinçlenmeyi isteyebilmesi için acının onu içine alması gerekiyor. Aynı yüzmeyi öğrenmek için denize atılan çocukların o yaşam mücadelesi içinde bunu başarmaları gibi... Ben denize atıldım ve sanırım artık kollarımı çırpmayı öğrenmeye başlıyorum.

Bu mutluluk verici...