YUKSEK DOZDA BIT PAZARI

Kendine dönük yaşamayı tercih edeli ben, uzun bir zaman oldu. Ve bununla beraber alışılageldik tabiriyle ufkum genişledi.

Aslında pek çok insan gibi kendimle baş başa kalmamı bir ‘ayrılık’ sağladı. Yaklaşık 3 yıl önce, 3 senelik ilişkim bittiğinde birden tuhaf bir boşluğa düşmüştüm. Çünkü yıllar yılı yanımda erkek arkadaşım olmuştu. Arkadaş aradığımda, sevgili aradığımda, öğretmen aradığımda hep o vardı. Dolayısıyla ilişkim bittiğinde sudan çıkmış bir balık gibi oldum.

Neyse ki çok iyi arkadaşlarım vardı, neyse ki bana yarenlik eden bir tatlı köpeciğim ve ailem vardı. Ama doğal değil mi? Herkesin bir koşuşturmacası, hayatla savaşı, kendi sorunları mevcuttu. Ve ben yalnız yaşamayı öğrenmeye başladım. Sinemalara yalnız gittim, kitaplara- okumaya verdim kendimi, tek başıma yürüdüm- düşündüm.... Derken hayatımı oturttum dediğim noktada köpeğimi kaybettim. 6,5 yıl sonra o da gitti. Yalnızlık artık bir zevk olmaktan çok, bir zorunluluk olmaya da başlamıştı.

Böyle günlerden birinde facebook’ta gördüğüm bir etkinlik sonucu, ikinci el dünyasını keşfettim. Pera’da eski Saint Helena’s Chapel’inin içinde bir ikinci el pazarı vardı. Hatta tezgahlardan elde edilen gelirler, Suriyeli mültecilere bağışlanıyordu. Nereden baksanız güzeldi yani... 1582 Yılında Roma imparatoru Konstantius Chlorus’un oğlu 1. Konstantin Annesi Aziz Helena için yaptırmış olduğu kilisenin avlusunda sıcak şaraplarımızı da içerek tatlı tatlı alışveriş yaptık. Ve ben ‘ikinci el aşkı’ndan ilk dozumu ‘Sabri Özel’ marka bir hırkayla (Bir Rum teyzenin annesininmiş) damardan hızlıca almış oldum.

ÇOCUKLUĞUMU, GENÇLİĞİMİ BULDUM/ MUSMUTLU OLDUM!

Yanı başımdaki değerleri keşfetme konusunda pek de kör olduğumdan ‘Feriköy Antika Pazarı’nı insanlardan duyar duyar gitmezdim. Bu hafta saatlerimi evde yatarak geçirdikten sonra, cumartesi akşamı her pazar olan bu güzelliği görmem gerektiğini düşünerek kendimi planladım. İnsanlar, ortamlar her ama her şey konusunda gel gitler yaşadığımdan dolayı kendimi kaldırıp götürmem zor oldu. Toplasan yürüyerek 5 dakikada varacağım bir yer için, bakkaldan tarif aldım. Ve ‘Aman Tanrım’ hakikaten önüme bir cennet çıktı.

Eski moda olan her şeyin aşığı olarak, evinde 24 saat Joy Fm dinleyen bendeniz... Oraya gittim ve o pazarda çocukluğumu, ilk gençliğimi, annemin babamın gençliğini yansıtan objelerde resmen zaman yolculuğuna çıktım.



KAH EMEL SAYIN, KAH MİCHAEL JACKSON

Pazarın içinde kah Emel Sayın’dan ‘Yağdır Mevlam Su’, kah Micheal Jackson’dan ‘Bad’ çalıyordu. Muhteşem pikaplardan hem de! Ve amatörce gezmeye başladım. Fiyatlar hakkında fikir sahibi olmanız için de küçük bir çalışma yaptım. Önce tabii annemin meraklı olduğu altın varaklı sehpalara falan ilişti gözüm, pazara gelmeden ‘Bana göre bir şey varsa, fotoğrafını çek’ diye sıkı sıkı tembihlendiğimden şu sehpaların görkemi beni cezbetti: Tanesi 350 TL



DİRİLİŞ’TEKİ AYIYI DA UNUTMAMIŞLAR!

Esnafın eskiye dair şeyler satıp da, günümüz trendini yakından takip etmesi çok hoşuma gitti. Mesela eşiyle ortak çalışan Erkan Alayat amcamız, ‘Oscar’ adaylarının en gözde olanlarından ‘Diriliş’ filmi revaçta olduğu için ‘ayılı’ tabloları ön plana çıkardığını söyledi. Hatırlarsanız filmde Leonardo Di Caprio’ya ayının saldırdığı efsane bir sahne var. İşte o resimler :




Hepimizin çok sevdiği eski telefonların yanında antika olanlar da koleksiyonda mevcut, onlar da 400 TL gibi bir fiyata satılıyor. Şu sıralar 3500 TL verip kullandığımız akıllı telefonlarımızdan fersah fersah önde olsa da değişen zaman ve getirdikleri işte....



Böyle güzel sandıklar var, dışı sedef kaplamalı. Görünce insanın aklı çıkıyor. Sordum, açıp içini gösterdiler, hat sanatçıları içinmiş... Küçük küçük çekmeceler var. 1350 TL’den alıcısını bekliyor. Bronz heykellerin de tanesi 1650 TL.





VİNTAGE DÜDÜKLÜ TENCERE

Derken tezgahın altına saklanmış olan ve benim farketmediğim, yanımdaki müşterilerin sorduğu şeyin ne olduğunu öğrenince inanamadım. Evet, bunlar vintage düdüklü tencereymiş... Fiyatları 150 TL idi yanlış hatırlamıyorsam. Şu sevimliliğe bakın!




Yeni Eskicim adlı bir müessese de tezgah açmış. Çok ilginç tasarımlar var. Mesela kıyma makinesinden başucu lambası, dikiş makinesinden, posta kutusundan falan... Fiyatları da doğal olarak daha pahalı. 150 ila 1500’ü duydum! Ama bayılırsınız!



Kendime de şu aşağıda gördüğünüz broş, ayna, topuklu ayakkabı, kibritlik gibi her biri bağımlılık yaratacak parçaları aldıktan sonra, daha fazla bütçemi aşmamak için sessizce pazardan ayrıldım. Şu yüzlerce liraya lüks bir mağazadan alamayacağım kışkırtıcı topukluları bana müthiiiiiiiş bir fiyata sattığı için Ayhan Abla’ya teşekkürler.






Gidin, görün, gezin, sevin, alın ve bağımlı kalın. İşte size Feriköy Bit Pazarı!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NEJAT İŞLER’İN KASASI AÇILDI!

BALIK ETLİ KADINI ANLAMA KILAVUZU!

GÖRKEMLİ DUBAİ'DEN KÜÇÜK SIRLAR!