BEYNİNİZİ TAHRİK EDECEK BİR KİTAP: SAHİLDE KAFKA


Hafta sonu eve kapanmamı sağlayan bir kitaptan bahsetmek istiyorum bu kez.
Haruki Murakami’den ‘Sahilde Kafka’... Belki listemde çok okuyanınız vardır. Ben öncelikle ‘Uyku’ adlı eseri okudum ki, 651 sayfalık bu yeni dostuma yumuşak bir geçiş yapabileyim.

‘Murakami’ uzun zamandır bende merak uyandıran bir yazardı. Açıkçası ‘Sahilde Kafka’, Alman Kitabevi’nde gördüğüm enfes kapağıyla beni cezbetti ve hemen idefix’ten edindim.



Hikayemiz Kafka Tamura’nın tam da ergenliğin doruğundayken evden kaçmasıyla başlıyor. Yani 15... Kendimi hatırlıyorum da o dönemlerde evden kaçmasam da bir Harley Davidson’cı kadar asi ve hayata meydan okuyan tavrım vardı.  Bu kaçışışın sebebi aslında babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanet. O kehanetin psikolojik çözümlemesine girmeyeceğim herkes gibi. Fakat kitaptan pek de spoiler vermeden kısaca bahsetmek istiyorum.

Mesela Kafka’nın ‘Çek’ dilinde ‘Karga’ anlamına geldiğini ben böylelikle öğrenmiş oldum. Kahramanımız yani kendine seçtiği adla Kafka Tamura 15 yaşında olmasına rağmen bütün hayat kurgusunu bu kaçış üzerine kurmuş, hatta yaşından büyük gösterip kaçışının illegal olduğunun anlaşılmaması için ömrünü spor salonlarında heba etmiş, kitap okumaya bayılan küçük bir entelektüel arkadaşımız. Kafka’nın kaçışıyla başlayan hikaye, bir cinayetle çehre değiştiriyor. Kafka’nın bu süreçte tanıştığı insanların hepsi gerçek hayatta yaşadığı bunalımı anlatan insanlarla, örneğin annesi ve ablasıyla özdeşleşiyor.

SOUNDTRACK ALBÜMÜ ÇIKSA O DA SATAR

İnsana çözmesi çok zevkli bir problemi andıran kurgusuyla ‘Sahilde Kafka’ dinlenmeden okunabilecek bir kitap. Diğer bir güzel yanı ise adeta bir soundtrack gibi size eşlik edecek şarkılarla bezeli olması. Mesela ‘Prince/Little Red Corvette’i kaç kez dinledim belli değil.

Okuduğum yorumlarda en çok sevilen karakterlerden biri de küçükken yaşadığı kaza sonucu beyninde hasar oluşan Nakata... Sanırım Nakata’nın saflığı ve olaylara direkt yaklaşımı hepimizin günlük hayatta özlem duyduğu bir şey olduğundan...

METEOR DEĞİL METAFOR YAĞMURU!

Kitapları hep altını kurşun kalemle çizerek okumayı severim. Beni en çok etkileyen cümleleri de vecize niteliğinde toplayıp paylaşmak istedim. Bunu diğer kitap tavsiyelerimde de yapacağım...  Belirtmeliyim ki, ‘Sahilde Kafka’da meteor değil ama metafor yağmurunu sonuna kadar yaşayacaksınız. Şuradan başlayalım:

* ‘Üstün nitelikli tamamlanmamışlık insanın bilincini tahrik eder, konsantrasyon yeteneğini arttırır’

Hayatta da hep böyle değil midir? Bitirdiğiniz bir işten bile daha çok tamamlayamadığınızı düşünürsünüz, ona odaklanırsınız... Hatta aşkta bile.

* ‘Sorumluluk rüyalarda başlar’

Bu zaten kitabın kısa bir özeti gibi.... Rüya ve gerçek arasında bir gemiye biniyorsunuz ve salınıp duruyorsunuz bütün hikaye boyunca. Kendimizi rüyalardan sorumlu tutabilir miyiz? Bazen siz de araf duygusunu yaşamıyor musunuz uykunuzdan kan ter içinde uyandığınızda?

GEZİ PARKI’NI HATIRLATTI

* Burası bana  Gezi Parkı’nı hatırlattı:

 ‘Benim o güne kadar gördüğüm ya da dokunduğum bitkiler, yalnızca özenle bakılarak yetiştirilmiş büyük şehir bitkileriydi. Fakat o ormandakiler, hayır o ormanda yaşayanlar tamamen farklıydı. Fiziksel güçleri, insanlara üfleyecek nefesleri ve avını gözüne kestirmiş gibi keskin bakışları olan bitkilerdi.. Sanırım o ağaçlar karşısında onlara uygun bir saygıyı ve korkuyu içimde taşımam gerekiyordu’ O korkuyu taşımayanlar cezalarını er geç bulacak.

* ‘Sessizlik kulaklarla duyulabilen bir şey’

Çoğumuz bunu düşünmüşüzdür... Sessizlik korku ve özellikle üzüntü anında ne kadar algılanabilir, rahatsız edici, yerden yere vurucu oluyor....

* En çok etkilendiğim yerlerden biri: ‘İnsan kendisinin eksik bir parçasını bulmak umuduyla aşık olur. O yüzden de aşık olduğu insanı düşünürken kişisine göre değişmekle birlikte az ya da çok hüzünlenir. Çok eski bir zamanda kaybettiği, özlemle andığı, uzaklarda kalan bir odaya adımını atmış gibi hislere kapılır’

Birbirinden emin olan insanlarda bile hep aklın kuytularında bir ‘kaybetme’ hissi var...

FİNAL FRANSIZ SİNEMASI GİBİ!

* Ve.... ‘Haddinden uzun düşünmek, hiç düşünmemiş olmaktan farksızdır’

Her şeyi gereğinden fazla kafaya takanların şiar edinebilecekleri bir cümle....  Neye, ne kadar değer verilmesi gerekiyorsa o kadarı... Biz insanlar genelde hep ayarı kaçırmaktan müzdaribiz. Ama hayat öğretiyor. Öğrenmemişler için doktordan temiz.... J

Kısacası arkadaşlar.... Okuduklarınızın rüya mı,  gerçek mi olduğunu anlayamayacağınız, sonunda sersemleyeceğeniz, beyninizin bolca tahrik olacağı, maceralı ve fantastik bir kitap okumak isterseniz, gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.

Yalnız finali size Fransız sineması hissi yaşatabilir, ben de üstad Murakami gibi böylece kaldım. Bilginize J







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NEJAT İŞLER’İN KASASI AÇILDI!

BALIK ETLİ KADINI ANLAMA KILAVUZU!

GÖRKEMLİ DUBAİ'DEN KÜÇÜK SIRLAR!