BİR HATUNUN GÖZÜNDEN EURO 2016

Futbolla ilişkim kendime kardeşimin futbolcuların sticker’larını yapıştırdığı devasa Pepsi defterinden yakışıklı seçmemle başlamıştı. Ljungberg ve Trezequet henüz twitter’da fav çıkmadan benim gözlerimde kalpler oluştururdu.




Sonrasında ben de taşıyamayacağım yükler edindim ve bunu burada itiraf ederekten rahatlıyorum:  UEFA döneminde Galatasaraylılaştırılan çocuklardan oldum. Dedem zaten Galatasaray Lisesi mezunu olduğundan bizde öyle bir gelenek vardı ama annemin asi Çarşı ruhu çocukluğumu ele geçirmişti, sonra döndüm.

Üniversite döneminde İstanbul’a geldim, bu kez maç ve holigan ruhuna daha yakın ortamlarda bulunma imkanı yakaladım. Galatasaray- Olympiakos maçında, bize ‘Fenerbahçe’ diye tezahürat yapan Yunanlılar’a, yanlışlıkla bilet aldığım Şeref Tribünü yakınlarından ayağa kalkıp ‘Panathinaikos’ diye bağırmışlığım- Mecidiyeköy’de Fenerbahçeliler Derneği’nin önünden geçerken oradakilerle tartışmışlığım, hatta bir masaya bira altlığını yavaşça göndermişliğim bile var.

Gel zaman git zaman... Benim bu merakım geçti. Takımların kadrosunu bile bilmez oldum. Teknik direktörlerin ise sadece gelişlerinden, gidişlerinden kalplerinin kırılıp gönderilişlerinden haberim oldu.

Sonrasında artık bu aleme ufak ufak ısınmam mı gerekiyordu bilemedim, futbol hastası bir sevgili yaptım. Ben de bunu avantaja çevirmek için başladım Kaan ile Euro 2016 maçlarını izlemeye. Tabii sadece Türkiye olanlarını J

İlk maçta Hırvatistan ile olan mücadelemizi izledik. Hadi 1-0 sineye çekilebilir bir skordu, sonra İspanya’ya odaklandık 3-0 ile bizi kevgire çevirmelerini seyreyledik ve dün nihayet bu gözler bir galibiyet gördü.... Ama yine bir kadın olarak olaya magazinel bakış açısıyla yaklaşmaktan kendimi kurtaramadım. İşte aklımda kalanlar:

* Volkan Babacan’ın pembiş forması. Bütün maçlar boyunca gözümü aldı ve o renk bir elbise alsam diye kendi kendime yükseldim.



* İspanya maçını her izlerken olduğu gibi Pique’yi duyunca aklıma yorgan, çarşaf ve nevresim takımları geldi.

* Tüm takıma prim verilip, Burak Yılmaz’a verilmemesi sonrasında buna isyan eden Arda Turan’ın, Fatih Terim’den fırça yemesi ve küsmeleri... Bütün fotoğraflarda ayrı köşelerde takılmaları. Bu fotoğrafları yakından takip ettim.



* Yine Arda’nın Türkler tarafından yuhalanması, İspanya tarafından desteklenmesi. Böyle kızıştırıcı olaylar beni NTV’de yorum izlemeye kadar itti. Heee bir de Sinem Kobal’ın fotoğraflarının altına yapılan ‘Neden Euro 2016’dan önce evlendin, çocuğun moralini bozdun?’ yorumları var....

* Hiç çakozlamamama rağmen Emre Mor’un iyi bir gelecek vadettiğini anlayabildim.


* Dün akşam Burak’ın hareket çekmesine sinirlendim. Ama hamile eşine şiddet gösteren bir adamdan fazlasını beklemezdim.

* Çok güzel bir yorum okudum twitter’da biri yazmış ‘ Fatih Terim Cumhurbaşkanı, RTE teknik direktör olsa da yine aynı şekilde bir Türkiye’ye uyanırdık’ diye... Tespitin kralı helal diyorum....

* Ve soon olarak ‘En iyi üçüncüler’ arasında yer alıyormuşuz.


Bizim gibi hak ve özgürlükler konusunda üçüncü dünya ülkesi ayarında olan bir toplum için.... Bu sonuç nedense beni hiç şaşırtmadı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NEJAT İŞLER’İN KASASI AÇILDI!

BALIK ETLİ KADINI ANLAMA KILAVUZU!