NEJAT İŞLER’İN KASASI AÇILDI!


Eski bir magazin muhabiri olduğumdan Nejat İşler benim için hep karakter olarak kendime yakın bulduğum ama ünlüler dünyasındaki kapalı devre takılmalarıyla içini merak ettiğim bir kişiyi temsil ediyordu. ‘Kapalı devre’ derken, içmelerini, tutkulu aşklarını, zaman zaman (iddia edilenlere göre) sette olay çıkarmalarını hepimiz biliyoruz ama röportaj vermeyi de pek sevmediğinden kendisinin iç dünyasına tanık olmayı başaramamıştık.


Sonra twitter, facebook ve instagram icat edildi... Bakıyorsunuz nerede özlü bir söz, altında Nejat İşler imzası... Düşünüyorum, kafamdaki adamla bağdaştıramıyorum bir türlü... Neyse ki gerçek hesaplarını deklare etti de içimiz rahatladı. Yoksa dönemimizin Mevlana Celaleddin Rumi’si olmaya adaydı altına imzası atılan özlü cümleler ile....

Geçen gün bir baktım Can Yayınları’ndan ‘Gerçek Hesap Bu!’ adlı kitabı çıkıyormuş. Nejat İşler, kendini kendi cümleleriyle anlatmış. Bu tavrına, bohem tarzına, özgürlük konusundaki tavizsizliğine ve siyasi duruşuna da hayranlık duyduğum nadide oyuncumuzu ilk ağızdan dinleme fırsatını kaçırmamak için hemen geliri de kulüp başkanı olduğu Gümüşlükspor’a bağışlanacak kitabını satın aldım.



Kitabın ilk sayfasında ‘Aforizma tarihindeki bütün laflar bana mal edilince geçer akçe bir lavuk olmuşum’ cümlesiyle karşılaşınca beni aldı bir gülme... Tam da hissettiğim ve yukarıda bahsettiğim sebepler bizim Nejat’ı kitap yazmaya itmiş. Diyor ki ‘Sırada senaryolarım var, bir de manitalara iyi yazarım’ Anlayacağınız yazma konusunda her türlü yetenek kendisine bahşedilmiş.

Nejat İşler bu kitabında, reddedilmelerinden tutun geçmişte yaptığı ofis boyluğa kadar her şeyi samimice anlatıyor. Hem de o kadar tatlı ve nüktedan bir dille anlatıyor ki, kendinizi Nejat’ı rakı masasında karşınıza aldınız sohbet ediyorsunuz izlemine kapılıyorsunuz.

DAKİKA 1 GOL 1: İLK AŞK ACISI

Her dönem ilgi odağı olan, Berrak Tüzünataç gibi güzelliği su götürmez hatunlarla ilişki yaşayan Nejat İşler, meğer okul döneminde fena aşk acısı çekmiş...  Adamın aşk acısı bile ironik ama... ‘Terk edilen her bünye gibi nefret ilacına sarıldım. Müziğin en sertine meylettim, edebiyatın en maço figürlerini hatmettim, felsefenin nihilist mabedine yüz sürdüm’ diye paylaşıyor okuyucuyla bu kalbine gömdüğü olayı.

Bizim ketumluğundan dem vurduğumuz kişi, satır arasında birden ‘Tanıyanlar bilir, ağzımda bakla ıslanmaz. Biraz içki ve kıyak manita eşliğinde her şeyi okurum’ cümlesiyle şaşırtıveriyor J

VEKİL OLARAK NAMAZ KILARAK GEÇİMİNİ SAĞLAMIŞ!

Dedesinin aşılayarak yarattığı gülleri boş yağ tenekelerine koyarak, dedesiyle ‘satıştan komisyon’ üzerine anlaşmayla başladığı iş hayatı; gazete satıcılığı, manav için kesekağıdı yapma, ‘Berat Kandili’nde vekil olarak namaz kılma!!!, Aksaray’da Benetton’un fabrika satış mağazasında, Ana Brittanica pazarlama, Bilge Olgaç’ın sobasına gaz taşıma, (film şirketinde ofisboyluk) gibi hiç ummayacağımız meslek dallarıyla devam ediyor. Yani bir diziyle tepeden inen bir arkadaşımız değil kendisi. O yüzden şöhrete kuruş değer vermiyor.
Mesela ‘İkinci Bahar’da Yavuz Turgul tarafından deneme çekimine çağrılıyor, Gülbeyaz  patladıktan sonra Yavuz Turgul, Tomris Giritli’yi arayıp Nejat’ı nereden bulduğunu soruyor. Nejat da ‘Deneme kayıtlarını seyretsin, oradayım ben ‘diye cevap veriyor. Bunu da anlatacak kadar alçakgönüllü.

Kendisiyle 2 yıl önce röportaj yaptığım ve sigarayı yemesine sebep olduğum Mesut Akusta’yla da çok vefaya dayalı bir dostlukları var. Akusta’nın 15 m2’lik evinde yeri geliyor 8-9 kişi birikiyorlar, bir tencere menemeni yiyorlar. Maddi sıkıntı çektikleri dönemde Doktor’la beraber o evde yaşamaya başlamışlar, gelen işleri de kabul etmiyorlarmış. Sonra Akusta inceden fırça kaymaya başlayınca ‘Birtakım dandik işleri’ kabul etmişler İşler’in deyimiyle.... Bir de katıldıkları unutulmaz 1 Mayıs balosu var ki... Öncesinde Kadıköy’de eylemlerin arasından çıkıp, akşam Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne gidiyorlar... Akusta’nın tişörtü yırtılmış, Nejat pancar gibi yanmış... Pisuvarda gülmeye başlıyorlar, ‘Döndüğümüzde zaten paylaşılmışız’  diyerek kadınların onun üzerinde nasıl bir ilgisi olduğunu da onaylamış oluyor adeta sevgili İşler....



TENCERENİN BUHARIYLA ISINMAK!

‘Hava soğuk olduğundan, evi ısıtacak bir şey olmadığı için piknik tüpünün üzerine bir tencere su koyuyorduk. Kent FM’ i açıp Kaybedenler Kulübü’nü dinliyor ve suyun buharıyla ısınıyorduk’ sözleri ise yeni başlayan oyunculara işin zorluklarıyla ilgili ders, gelecekleriyle ilgili ise cesaret verecek cinsten.

‘Hayatımı Rock’n Roll ve Marksizm üzerine kurdum şimdiye kadar’ diyor Nejat İşler... Oyuncu aleminin filozofu, unutulmayan duayen Tuncel Kurtiz  ona ‘Sanatçı gibi değil, kamyon şoförü gibi takılıyorsun’ diye kızarmış.... Kurtiz gibi hem halkın içinde olmak, hem de tarzından, modernliğinden taviz vermemek her yiğidin harcı olamaz pek tabii ki de.

İLK EVLENME TEKLİFİ!

Birçok ismi de değiştirerek anlatmış Nejat İşler anılara olan sadakatinden dolayı. Bir Ölüdeniz ve otostop hikayesi var ki tam magazine malzeme olacak cinsten. Çok paraları olmadığı dönemde Nejat İşler bir arkadaşıyla otostop çekiyor. Thelma ve Louise takma adını verdiği iki hatun duruyor. Arabayı kullanan kişi Nejat İşler’i kendisine düşündüğünden ‘Sen öne otur, bana yolu tarif edersin’ diyor. Otele yerleştikten sonrasını ve bir tatilci klasiği olan gece denize girme macerasını ise İşler’den dinleyelim ‘Sahilden sinirli ve sarhoş bir bağırtı duyuldu. Şikayetçi bir halde homurdanan biri var. Hemen turist ayağına yattım. Adama üzgün olduğumuzu , o gittikten sonra sudan çıkacağımızı söyledim, gitmedi. Tekrar söyledim, yine gitmedi. Artık dayanamadım, suyun vücudumda kapatacağı bir yer kalmayana kadar yürüdüm. ‘Çıplağız lan, siktir git işte’ diye bağırdım. Adam gitti, kampingin sahibi sabah olunca kibarca kovdu’ Ve ertesi günü hayatının ilk evlenme teklifini Thelma’dan alıyor ama çok genç olduğunu söyleyerek reddediyor.

BODRUM’DA HASTALIK TURİZMİ

Sonunda Yalıkavak’ta dizi çekimi ve Gümüşlük’te tatilin kendisine verdiği yetkiye dayanarak tam bir Bodrum aşığı oluyor... Sonrası uygun bir peşinatla oradan ev alıyor. Yerliler de turizme katkısı olacağını düşündükleri için ses çıkarmamışlar, ‘Hastalık sonrası turizmden bahsetmiyorum bile’  cümleleri ise insanların yaşanan olay kötü de olsa onun magazinine ne kadar meraklı olduğunun kanıtı. Atalay Filiz’le çekilen selfieler gibi.

Kanlı öksürükle kaldırıldığı hastane sonrasında ise Bodrum halkı adeta birlik olmuş...  ‘Kapıma köy yumurtası, mandalina, keçi peyniri falan koyuyorlardı sürekli. İstanbul’da olsam kimsenin umrunda olmazdı’ diye anlatıyor Nejat...



Bu arada yazmaya tekrar başlamış ve iki senaryosu minik adımlarla ilerliyormuş.
İstanbul’la ilişkisi ise reklam dublajları ve sinema filmleri kadar kalmış... Hepimizin hayali de bu değil mi?

Çok mutlu ol kendi seçtiğin, düştüğün kalktığın, bağırdığın, uysallaştığın, içtiğin ve seviştiğin yaşantında Nejat İşler!



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BALIK ETLİ KADINI ANLAMA KILAVUZU!

GÖRKEMLİ DUBAİ'DEN KÜÇÜK SIRLAR!