‘BRIDGET JONES’UN BEBEĞİ’ FİLMİNDEKİ MÜTHİŞ İKİ BABA ADAYI!


Erkekler için çok can sıkıcıdır, hatta amme hizmeti gibidir diyebiliriz romantik komediler.... Kadınlar içinse hayalini kurdukları masalsı dünyanın beyazperdeye yansımış halini iki saat boyunca seyretmek, başroldeki kadının yerine kendini koyup hülyalara dalmaktır. Bu yüzden o günün programı sinema olduğunda çatışmalar yaşanır.... Erkek kısmısı savaş ister, aksiyon ister, seks ister.... Kadın ise romantik bir dansa, mum kokulu bir ortamda tutkulu bir öpüşme sahnesine fittir....

Böyle bir karmaşa içinde sevgilimi ilkini 17 yaşında izlediğim Bridget Jones serilerinin üçüncüsüne yani Bridget Jones’un bebeğine götürdüm. İlkinden aklında kalan ne vardı derseniz, bir tek Colin Firth’in yakışıklılığı ve bu filmde de flash back yapılan geyikli kazağı derim....



Film Bridget’in yalnız başına doğumgünü sahnesini önce bunalım bir şekilde kutlarken, sonrasında cozutmaya karar verip ‘Jump’ adlı gençken çok sevdiğim şarkıyla yatak üstünde zıplama sahnesiyle başlıyor. İkincisinden pek tat alamadığımız filmde bu kez Bridget’i 43 yaşına gelmiş haliyle karşılıyoruz.  Hala bekar olan, yaşadığı aşklardan hayal kırıklığına uğramış  ve inancını kaybetmeyeyazmış kahramanımız, yeni filmde hayatını yaşamaya karar veriyor.

TINDER’LAR, FESTİVALLERLE TATLI HAYAT!

Haber merkezinden tinder gibi platformlarda takılan çapkın arkadaşı Miranda’nın da gazlarıyla Glastonbury müzik festivaline gidiyor ve orada one night stand yaşadığı Jack Qwant, (Patrick Dempsey) milyoner çıkıyor. Bir hafta sonra vaftiz töreninde beraber olduğu eski aşkı Mark Darcy  (Colin  Firth) ise eski cool’luğunu koruyor.


İki ayrı kişiyle bir hafta arayla beraber olan ve hamile kalan Bridget’imiz, bu defa yeni bir sorun ile karşılaşıyor: Çocuğun babası kim? Hikaye de bunun  ve Bridget’in iki adam arasında çekim yapması etrafında şekilleniyor.

İkisine bu muğlak durumu açıklayan Bridget Jones, bir anda komik maceraların içine düşüyor... İkili doğum kurslarına, hastaneye üçlü olarak gidiyor... Ve iki adam da uzunca bir süre bebeğin kim olduğu hakkında fikir sahibi olmadan, bunca yıl makus talihiyle nam salmış Bridget’ı kendisinin daha iyi ‘baba’ olacağına inandırmaya çalışıyor. Sanırım ülkemizde böyle bir durum olsa adamlar kanka yerine düşman olurdu. Bu sahnelerde devreye giren Doktor rolündeki Emma Thompson, esprileriyle kırıp geçiriyor.



40’LI YAŞLARDAKİ KADIN GEREKSİNİMLERİ!

Sonuç olarak Bridget Jones’un Bebeği  kafa dağıtmak için güzel bir seçenek olmuş. Kırklı yaşlardan sonra kadınların psikolojisi, ihtiyaçları, kadınlar arasındaki muzur diyaloglar, erkeklere bakışları, onlardan korkuları, çocuk özlemi, bir yandan tren kaçıyor diye düşünüp çılgınlık yapma istekleri hakkında güzel işlenmiş bir yapım var. Benim ayrıca bayıldığım şey ise müzikler oldu. Annie Lennox, Marvin Gaye gibi tanıdık sesler ve tam biz romantiklerin kalemi olan müzikler insanı daha bir havaya sokuyor. Ed Sheeran’ın da sürpriz bir sahneyle filme dahil olduğunu söylemeden geçmeyelim....


Diyeceğim odur ki; Sevgili erkekler.... Korkmadan bu filme gidebilirsiniz. Umduğunuzdan daha fazla eğleneceksiniz!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NEJAT İŞLER’İN KASASI AÇILDI!

BALIK ETLİ KADINI ANLAMA KILAVUZU!

BİR HATUNUN GÖZÜNDEN EURO 2016