21 Şubat 2016 Pazar

YUKSEK DOZDA BIT PAZARI

Kendine dönük yaşamayı tercih edeli ben, uzun bir zaman oldu. Ve bununla beraber alışılageldik tabiriyle ufkum genişledi.

Aslında pek çok insan gibi kendimle baş başa kalmamı bir ‘ayrılık’ sağladı. Yaklaşık 3 yıl önce, 3 senelik ilişkim bittiğinde birden tuhaf bir boşluğa düşmüştüm. Çünkü yıllar yılı yanımda erkek arkadaşım olmuştu. Arkadaş aradığımda, sevgili aradığımda, öğretmen aradığımda hep o vardı. Dolayısıyla ilişkim bittiğinde sudan çıkmış bir balık gibi oldum.

Neyse ki çok iyi arkadaşlarım vardı, neyse ki bana yarenlik eden bir tatlı köpeciğim ve ailem vardı. Ama doğal değil mi? Herkesin bir koşuşturmacası, hayatla savaşı, kendi sorunları mevcuttu. Ve ben yalnız yaşamayı öğrenmeye başladım. Sinemalara yalnız gittim, kitaplara- okumaya verdim kendimi, tek başıma yürüdüm- düşündüm.... Derken hayatımı oturttum dediğim noktada köpeğimi kaybettim. 6,5 yıl sonra o da gitti. Yalnızlık artık bir zevk olmaktan çok, bir zorunluluk olmaya da başlamıştı.

Böyle günlerden birinde facebook’ta gördüğüm bir etkinlik sonucu, ikinci el dünyasını keşfettim. Pera’da eski Saint Helena’s Chapel’inin içinde bir ikinci el pazarı vardı. Hatta tezgahlardan elde edilen gelirler, Suriyeli mültecilere bağışlanıyordu. Nereden baksanız güzeldi yani... 1582 Yılında Roma imparatoru Konstantius Chlorus’un oğlu 1. Konstantin Annesi Aziz Helena için yaptırmış olduğu kilisenin avlusunda sıcak şaraplarımızı da içerek tatlı tatlı alışveriş yaptık. Ve ben ‘ikinci el aşkı’ndan ilk dozumu ‘Sabri Özel’ marka bir hırkayla (Bir Rum teyzenin annesininmiş) damardan hızlıca almış oldum.

ÇOCUKLUĞUMU, GENÇLİĞİMİ BULDUM/ MUSMUTLU OLDUM!

Yanı başımdaki değerleri keşfetme konusunda pek de kör olduğumdan ‘Feriköy Antika Pazarı’nı insanlardan duyar duyar gitmezdim. Bu hafta saatlerimi evde yatarak geçirdikten sonra, cumartesi akşamı her pazar olan bu güzelliği görmem gerektiğini düşünerek kendimi planladım. İnsanlar, ortamlar her ama her şey konusunda gel gitler yaşadığımdan dolayı kendimi kaldırıp götürmem zor oldu. Toplasan yürüyerek 5 dakikada varacağım bir yer için, bakkaldan tarif aldım. Ve ‘Aman Tanrım’ hakikaten önüme bir cennet çıktı.

Eski moda olan her şeyin aşığı olarak, evinde 24 saat Joy Fm dinleyen bendeniz... Oraya gittim ve o pazarda çocukluğumu, ilk gençliğimi, annemin babamın gençliğini yansıtan objelerde resmen zaman yolculuğuna çıktım.