30 Mayıs 2016 Pazartesi

BU SEYTANA UYMAK İCİN YALVARACAKSINIZ: LUCIFER







Sezonlar öncesinde, eve kapanıp dizi izleme manyaklığım True Detective ile zirveye ulaşmıştı. Rust Cohle yüzünden kendimi sabah kahvaltısında bira içer halde buluvermiştim. Dizi karakterlerinden hep çok etkilenmişimdir ama Polat’ı, Çakır’ı, Defne’yi kendime yakıştıramam. How I Met Your Mother’da romantikliğimle Ted Mosby olurum, True Detective’de asiliğimle Rust Cohle ya da Mad
Men’de Don Draper...



Yine günlerden bir gün, hayatın boşluğu içerisinde idölsüz bir şekilde gezerken sevgili iş arkadaşım Ecem Kaprol ‘Tam sana göre bir dizi izliyorum’ diyerek ve kendini kaptırırcasına her boş vaktimizde bu diziye odaklanarak merakımı cezbetti.

İlk başta tabii girip konusuna baktım ve şu dört satırı okumak bana yetti:

“Cehennemin Tanrılığından bıkan mutsuz Lucifer (Şeytan), Los Angeles’ın ihtişamlı ve ışıltılı deliliği uğruna hakimiyetini sürdüğü cehennemi terk edip, bu şehirde Lux adında bir bar açıp artık fani bir yaşam sürmek ister. Fakat abisi(melek) ve babası(tanrı) onu rahat bırakmaz”

Benimle yerli dizi izlemekten sıkılmış erkek arkadaşım Kaan’a hemen yeni bir dizi izleyeceğimizi müjdeledim. Ve başladık Şeytan’ın karanlık ve zevk dolu dünyasına dalmaya...

Dizinin çok ilginç bir konusu var. Şeytan (Tom Ellis) Los Angeles’a geliyor ve her türlü dozajı yüksek, yasak ve çekici olan ne günah varsa onların hüküm sürdüğü bir gece kulübü açıyor. Ve sonrasında yolu Dedektif Chloe( Lauren German) ile kesişiyor. Yani resmi daha fazla gözünüzde canlandırmanız için size şöyle anlatayım... Düşünün ki bir dedektifsiniz ve insanlara tüm günahlarını itiraf ettirme, gözlerinin içine bakarak en derin arzularını anlatma yeteneğine sahip şeytan, sizin iş ortağınız oluyor.... Müthiş değil mi?


E tabii bu ikili birlikte cinayet çözerken, olaydan olaya koşarken aralarında bir elektriklenme oluyor... Zaten izlediğinizde anlayacaksınız böyle cilveli bir ‘Detective’  diyen Lucifer’ a biz ekran karşısında eridik. Biz derken tabii kızlar arasında bunun dedikodusunu çılgınca yaptık. Çünkü sürekli jilet gibi takım elbise giyen, son derece fit, piyano çalan, duygusal hatta kendisine gelen sarhoş dedektif ile yatmayacak kadar etik değerleri olan bir ‘Şeytan’ hepimizin meleği olabilir. Hatta sağ ve sol omzumda birer tane olmasını bile tercih ederim.

Tabii dizimizde erkekler de unutulmamış, Spartacus dizisinden hatırladığımız ama hiç böyle hatırlamadığımız Şeytan’ın sadık yardımcısı bir Maze (Lesley-Ann Brandt) var ki hiç sormayın, onu izlerken erkek arkadaşımın gözleri kapansın ya da anlık tansiyonu düşsün falan istemedim değil J



Kısacası dizi severler, müziğiyle, adrenaliniyle , aksiyonuyla, görkemiyle ve prodüksiyonuyla es geçilmemesi gereken bir dizi. Devamının 26 Ocak 2017 tarihinde olacağını bilmek kalbimde sızı oluştursa da başlıkta dediğim gibi: Bu şeytana uymak için yalvaracaksınız.